Home » istanbul escort » DÜRÜSTLÜK VE TESLİMİYET

DÜRÜSTLÜK VE TESLİMİYET

Ruth aramızdan ayrıldıktan sonra karşıma birkaç gcçici
çıkmıştı. Vardiya değişimlerinde diğer bakıcılarla karşıla
şıyordum. Bu, diğer çalışanlarla sosyal ilişki kurabildiğim kısa
bir zaman dilimiydi. Görev değişim zamanları dışında on iki
saatlik uzun vardiya boyunca bir ekip olarak çene çalma ya da
gülme fırsatımız olmuyordu. Müşterim, ailesi ve ara sıra ge
len tıbbi uzmanlar iletişim kurduğum tek insan grubu haline
gelmişti.
Bu durum ilişkileri daha da kişisel hale getiriyordu. Ama
aynı zamanda, arada sırada da olsa, bana okumak, yazmak,
meditasyon çalışmama devam etmek ya da biraz yoga yapmak
için fırsat da veriyordu. Bakıcıların çoğu çok fazla yalnız vakit
geçirmekten çıldırır ve eve geldiğinizde daha kahvaltı bile edil
meden televizyonun açılmış olduğunu görmeniz çok da alışıl
madik bir şey değildir. Neyse ki ben tek başıma olmayı sevi
yordum ve sessizlik içinde geçen uzun saatler benim için sorun
değildi. Etrafta insanlar olduğunda bile evde ölüme giden biri
olduğunda ortalık genellikle çok sakin olurdu.
Stella’nın ağaçlarla çevrili bir banliyödeki evine taşındı
ğımda da durum tam olarak buydu. Mesele, sadece Stella’nın
ölümü bekliyor olması değildi. Buradakiler huzurlu ve nazik
insanlardı. Stella’nın uzun ve düz saçları bembeyazdı. Oldukça
hasta olmasına ve yatakta yatmasına rağmen onunla tanıştı
ğımda aklıma gelen ilk kelime ‘zarif oldu. Kocası George çok
hoş bir adamdı ve beni çok doğal bir tavırla selamladı.
Ailenizden birinin ölmekte olduğunu kabullenmek başlı
başına hayatınızı değiştiren çok büyük bir olaydır. Ve bu kişi,
yirmi dört saat boyunca ihtiyaçlarıyla ilgilenecek bir bakıcıya
ihtiyaç duyma aşamasına geldiğinde bu insanların hayat hak
kında bildikleri her şey değişir. Sadece ikisinin evde olduğu
özel ve mahrem anlar, sonsuza kadar yok olmuştu.
Sabah ve akşam, değişen vardiyalarla bakıcılar gelip gidi
yordu. Bazıları düzenliydi ama bazıları düzenli müşterilerinin
arasında sadece bir kereliğine geliyordu. Yani her gün yeni yüz
lerle, yeni kişiliklerle ve farklı iş ahlaklarıyla uğraşmak zorunda
kalıyorlardı. Gerçi çok geçmeden, Stella’nın düzenli gündüz
bakıcısı ben oldum. Ayrıca bir hemşire ve pratisyen bir dok
tor da zaman zaman uğruyordu. Doktor, yıllar içinde birçok
müşterimle çalışırken karşılaştığım biriydi ve gerçekten de çok
özel, keyifli ve yumuşak kalpli bir insandı.
Ruth’la edindiğim deneyimden sonra patronum bu durum
la çok iyi başa çıktığımı söylemiş ve bu yönde ilerlemek ister
sem yardımcı tıbbi bakım konusunda daha fazla eğitim alma
mı sağlamayı önermişti. Bu teklifi kabul ettim; çünkü hayat
artık beni bu doğrultuda yönlendiriyordu. Ruth’la geçirdiğim
zaman ve onunlayken öğrendiğim şeyler üzerimde çok büyük
bir etki yaratmıştı ve bende bu alanda daha çok bilgi ve dene
yim sahibi olmak konusunda yoğun bir istek uyandırmıştı.
Eğitimim iki atölye çalışmasından oluşuyordu. Bunlar-
dan biri bana ve diğer bakıcılara ellerimizi nasıl düzgünce
yıkamamız gerektiğini öğretmekten ibaretti. Diğeriyse hasta
kaldırma prosedürleri konusunda çok kısa bir uygulamaydı.
Aldığım eğitimin içeriği aşağı yukarı buydu. Daha sonra beni
Stella’ya gönderirken patronum bana, onlara daha önce yar
dımcı tıbbi bakım konusunda tek bir müşterim olduğunu
söylemememi tembihledi. O, işi yapabileceğime inanıyordu
ve ben de yaptım.
Dürüstlük her zaman kişiliğimin çok belirgin bir parçası
olmuştur. Ama aile, daha önceki iş deneyimlerim hakkında so
rular sormaya başladığında kendimi yalan söylerken buldum;
çünkü bu işe ihtiyacım vardı. Ayrıca çalışanın sahip olması ge
reken özellikler konusunda yeni beklentilerle karşılaşıyordum
ki bunların hiçbiri bende yoktu. Yeteneklerimi, daha önceki
deneyimimi anlatarak kanıtlamamın mümkün olmadığını bil
sem de Stella nın ailesinin içini benim hakkımda rahatlatmak
istiyordum. Yüreğimde bu işi başarıyla yapabileceğimi biliyor
dum; çünkü mesele, her şeyden çok nezaket ve sezgi sahibi
olmaktı. Bu yüzden yalan söylemeye devam ettim ve bana sor
duklarında birden fazla insana hemşirelik yaptığımı söyledim.
Fakat yalan söylemek bana kendimi o kadar rahatsız hissettirdi
ki bunu başka hiçbir müşterime yapamadım.
Stella hijyene çok önem verirdi ve yatağına her gün temiz
çarşaf serilmesini istiyordu. Aynı zamanda şıklığına da çok
düşkün bir hanımefendiydi ve her gün, çarşafların desenleri
ne uygun bir gecelik giymek konusunda ısrar ederdi. George
bir gün, Stellanın giymek istediği geceliğe uygun olmayan bir
çarşaf takımı seçtiği için başının derde girdiğini fark ettiğinde
bana gülmüştü. Daha sonraki müşterilerimin ailelerinin hep
sine söyleyeceğim gibi ona, “Onu ne mutlu ediyorsa yaparız”
dedim.
Ve böylece bu uzun boylu, zarif kadın, birbirine uyumlu
çarşafları ve gecelikleriyle yatıp ölmeyi beklerken bana hayatım
hakkında sorular sormaya başladı.
“Meditasyon yapıyor musun?” diye sordu bana.
“Evet, yapıyorum” diye cevap verdim mutlulukla. Bu bek
lediğim bir soru değildi. Stclla devam etti. “Hangi yolu takip
ediyorsun? Ona cevap verdim ve o, anlayışla başını salladı.
“Yoga yapıyor musun?” diye sordu.
“Evet, yapıyorum” diye cevap verdim tekrar. “Ama istedi
ğim kadar çok yapamıyorum.”
“Her gün meditasyon yapıyor musun?”
“Evet. Günde iki kez dedim. Elimde olmadan gülümsedim.
Kısa bir şiire sonra Stclla şefkatli bir sesle, ” Tanrı ya şükür. Seni
çok uzun zamandır bekliyordum. Artık ölebilirim” dedi.
Stella, yoga Batı kültüründe günlük bir alışkanlığa dönüş
meden çok uzun zaman önce, kırk yıl boyunca yoga öğretmen
liği yapmıştı. O zamanlar bu, Doğudan gelen tuhaf şeylerden
biri olarak görülürdü. Stella birçok kez Hindistan’a gitmişti ve
yoluna çok bağlıydı.
Stella nın çok orijinal bir buluşu vardı. Yaptığı şey, insan
ların yaşadığı dünyanın çok dışında olduğu için ona ne yaptı
ğını sorduklarında yoga öğretmeni olduğunu söylemek yerine
egzersiz öğretmeni olduğunu söylüyordu. Şükürler olsun ki
toplum zaman içinde gelişip yoga daha çok insanın uyguladı
ğı bir pratik haline geldikçe Stella da kabuğundan çıkmış ve
birçok öğrenciye yürüdüğü yolun inceliklerini ve bilgeliğini
öğretmişti.
Kocası emekliydi ve hâlâ evden ufak tefek işler yapıyordu.
Huzurlu bir ruh haliyle etrafta dolaşırdı ve varlığı hoşuma gi
derdi. Evdeki kütüphane, ruhsal gelişim hakkında klasikleşmiş
kitaplarla doluydu. Bu kitapların çoğunu okumuştum fakat
aralarında okumayı çok isteyip henüz okumamış olduklarım da
vardı. Bu, iyi bir kitap okuyucusu -özellikle de felsefe, psikoloji
ve ruhsal gelişim konularına benim kadar ilgili birisi için bir
rüyanın gerçek olması gibiydi. Onlardan elimden geldiğince
fazla yararlandım. Stella uykusundan uyanıp bana hangi kitabı
okuduğumu ve hangi bölümde olduğumu sorar, sonra da bu
konuda bir yorum yapardı. Bütün kitapları biliyordu. Stella
uzun sohbetler için yeterince kendinde olduğunda ki bu benim
için yeterince sık değildi, konumuz her zaman felsefe olurdu,
ı Karşılıklı birçok teoriden bahsederdik ve birbirimizden çok da
farklı olmadığımızı düşünürdük.
Yoga çalışmalarım da çok gelişmişti. Kendimi, yaptığım şeyi
gizlemek ya da başka bir odaya geçmek zorunda hissetmiyor
dum. Temiz havanın engellere takılmadan her zaman içeride
dolaşabilmesi için Stella’nın yatak odasının kapısı asla kapan
mazdı.

Cevap bırakın