Hoşgeldiniz ziyaretçi! [ Kayıt Ol | Giriş yap

 

YALAN SÖYLEDİĞİNİ NASIL ANLARIM?

  • İlan Tarihi: 20 Mayıs 2013 19:16

Açıklama

YALAN SÖYLEDİĞİNİ NASIL ANLARIM?
Yaptığım televizyon programında, konuk olarak katıldı-
ğım tüm programlarda en çok aldığım sorulardan biri de
YALAN. Birçoğumuz karşımızdakinin bize yalan söyleyip
söylemediğini merak ediyoruz. Hatta içimizden bazıları aca-
ba yalan söylediğimde karşı taraf anlıyor mu diye de merak
içinde biliyorum. Galiba yaşadığımız yüzyılda en çok maruz
kaldığımız ve insanlara güvenmek için gizli gizli sınadığımız
tek şey dürüstlük olsa gerek. Hem dürüstlüğümüz sınanıyor
hem de bizler başkalarının dürüstlüğünü sınıyoruz. Çocu-
ğumuz okuldan gelince, eşimiz işten gelince ya da iş arka-
daşlarımızın, markette satış görevlisi ya da kaynanamızın
bize yalan söyleyip söylemediğini anlamaya çalışıyoruz.
Çoğumuz önsezilerimize güveniyor ya da hayatımızdaki
bazı insanları o kadar çok iyi tanıyoruz ki artık onun yalanını
yakalamakta uzman olmuş durumdayız. Sosyal ve kişisel ha-
yatımızda ne kadar önemli ise iş, siyaset ve sanat dünyasında
da o kadar önemli bir konu. Emniyet müdürlüklerinde polis
arkadaşlara yıllardır beden dili üzerine eğitimler veriyorum.
Oradaki dostların yalanı yakalama konusunda ne kadar usta
olduklarına birçok kez şahit olmuşumdur.
Bu bölümde en çok merak ettiğiniz ve sosyal medyadan
da en çok sorduğunuz soruların da yanıtını vermek istiyo-
rum. Hem bir erkeğin, hem bir kadının, hem de çocukların
yalan söyleyip söylemediklerini beden dillerinden nasıl an-
larsınız öğreneceğiz.Bedeni zihin kontrol eder. Zihnimizi ise düşünceler. Dü-
şündüklerimizi beynimizin filtrelerinden eler ve elenmiş ha-
liyle dış dünyaya, yani karşımızdakine iletiriz. Karşımızdaki-
nin de kendine özel olan bir algılama sistemi vardır. Bizden
aldığı mesajları kendi zihinsel dünyasında algılar ve yorumlar.
Bu bölümde öncelikle beynimizdeki bu filtre sistemini
konuşalım. Her insanın aynı olaydan farklı yorumlar çıkar-
dığını artık biliyoruz.
Beynimizdeki bu süreç o kadar hızlı çalışıyordu ki bizler
farkında olmadan genel bir gerçek çıkarıp (kendi gerçeği-
miz) karşımızdakine sunuyoruz. Birini seviyor olmanız ya
da birine kızgın olmanız kendi gerçeğinizdir. Elmanın kır-
mızı olduğunu bilmek, Ay’ın geceleri çıktığını bilmek de ger-
çeklerimizdir. Hatta kendimizle ilgili yapabilirim, yapamam,
mutluyum ya da mantıklıyım inançlarına da fıltreleme siste-
minin bir sonucu olarak ulaşırız.
Bir başkası ya da başkalarıyla iletişim kurarken kendi yar-
gılarımızdan yola çıkarız.
Çıkardığımız bu sonuçlar yalan ya da gerçek, doğru ya da
yanlış olduğunda zihin ile beden arasında bir birliktelik oluşur.
Gerçekleri, doğruları aktarırken, uyum sağlanırken, ya-
lanları aktarırken durum değişir. Çünkü zihin yalan olduğu-
nu bildiği için beden ve mimiklerle bunu karşımızdakilere
iletir. Kelimeleri değiştirerek dilimizle yalan söyler ama be-
denimizle de bak ben yalan söylüyorum deriz.
Sonuçta insanoğlu yalan için ağzını kullanır. Çünkü be-
den dili her zaman doğruları konuşur.
Bu bölümü iyice öğrendiğinizde siz de benim gibi sosyal
hayatınızdaki, medyadaki ve özel hayatınızdaki insanların
yalan mı doğru mu söylediklerini anlayabileceksiniz.İnanın ki sanat, siyaset ve diğer alanlarda o kadar çok ya-
lan söyleyen insan var ki. Ama biz beden dillerini okuya-
madığımız zaman anlattıkları her şeyi gerçek zannediyoruz.
Lütfen başkalarını kendiniz gibi görmeyin. İletişim konu-
sunda gerçekten farklıyız. Lütfen şunu da unutmayın ki her
insanın bir iletişim kanalı vardır. Herkes iletişime değer, ye-
ter ki biz onları bu sürece değer kılalım.
Hepimizin başkalarını sevmede başarılı olduğumuzu düşü-
nüyorum. Gerçekten sevmek kolay ama çoğu zaman sevdikle-
rimize güvenmede problem yaşıyoruz. Sevginin kalıcı olması
için güven duygusunun pekişmesi gerekiyor. Sevgi ile güven
duygusu birlikte olduğu zaman umudumuz artıyor. Sevgi ile
güvensizlik bir arada olduğunda ise umudumuz azalıyor. De-
mek ki, sevmek kolay, güvenmek zor. Çünkü insanları her şeye
rağmen sevebiliyoruz ama her şeye rağmen güvenemiyoruz.
Mesela dini, dili, ırkı, görüşleri, yaşı, cinsiyeti ne olursa
olsun her insanı sevebiliriz, sevmeliyiz de. Yalnız söyledik-
leri, davranışları yalan ve samimiyetsiz olduğunda güvene-
miyoruz.
İnsan doğduğu günden itibaren güvenle bağlanmak isti-
yor. Eskiden önce sevip, sonra güven gelirken, şimdiki yüz-
yılda önce güvenilir olup olmadığına bakıp sonra seviyoruz.
Danışmanlıklarım ve seminerlerimde gözlemlediğime
göre insanların mutsuzluklarının altında sarsılmış güven
duyguları yatıyor. Bu durum sonraki ilişkilerinde kişinin
daha temkinli ya da daha korkak olmasına yol açıyor. De-
neyimlerden oluşan bu korkularımızı yeni ilişkilerimizde o
kadar çok belli ediyoruz ki farkında değiliz.
Korkularımız ve acı çekmemek için sergilediğimiz dav-
ranışlarımız farklılaşmaya başlıyor. Karşı taraftan daha bas-

İlan ID: Yok

Sorun bildir

İsteğiniz işlenirken, lütfen bekleyin....

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Popular ilanlar