Hoşgeldiniz ziyaretçi! [ Kayıt Ol | Giriş yap

 

duyguların rengi 1

  • İlan Tarihi: 25 Mayıs 2013 22:18

Açıklama

duyguların rengi  1

 

Açın gazeteleri, dergileri sayfa sayfa zayıflama diyetleri,
şişmanlığın tehlikeleri bir yanda. Öte yanda “Ne kadar za-
yıf, o kadar güzel” haberleri, adeta bir deri bir kemik kadın
görüntülerine övgüler… Gözden kaçan küçük haberler,
“Yediklerini kusarak formunu koruyormuş” yazan ve alnn-
da bir diyet listesi, bir diyet ürün reklamı, koca bir manşet:
ŞİŞMANLIK KÖTÜDÜR, SAĞLIKLI VE HEMEN ZA-
YIFLAYIN”.
Evet, şişmanlık gerçekten kötüdür ve hastalık olabilir.
Peki ya zayıflık hastalık olabilir mi? “Bedeninizin başkaları
tarafından nasıl görüldüğü” sorusunun ön planda olduğu
ergenlik dönemindeyseniz, günün modası zayıf kadınsa, aç-
108tığınız her yerde zayıf mankenler görüyorsanız, hele hele te-
levizyon seyrederken, o zayıf mankenlerin çok beğenildiği-
ni gözlüyorsanız; zayıflık bir hastalık haline gelebilir. Tüm
bunlar, anne-çocuk ilişkisinde sorun, bağımsız olma isteği,
kendi bedenini kontrol altına alma gibi psikolojik etkenler-
le birleşince ortaya tedavisi zor, sonucu pek de hoş olma-
yan bir şekilde zayıflık, anoreksiya nervoza hastalığı olarak
belirebilir.
Nedir anoreksiya nervoza?
Yaş ve boy uzunluğu için olağan sayılan en az kiloda bu-
lunmasına karşın, kilo almaktan ve şişman olmaktan aşırı
korkmadır. Beden görüntüsünü doğru değerlendiremeyip,
daha zayıf olmak için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz yapma,
yediklerini isteyerek çıkarma (parmakla, ilaç kullanarak vb)
durumudur. Daha çok zamanımızın hastalığı olarak belir-
miştir. Beslenme bozukluğu ve intiharlar nedeniyle ölüm-
ler olmaktadır. Daha çok genç kız ve kadın hastalığıdır. Er-
keklerde az görülür. Arada tıkınırcasına yeme süreçleri ol-
duğu zaman hastalığın adı “bulimia nervoza” olarak belir-
lenir. Bu gençler genellikle bağımlı, mükemmeliyetçi genç-
lerdir. Başarılı, ailenin beklentilerine iyi yanıt veren uyum-
lu çocuklardır.
Nasıl tanırız?
Daha önce şişman olsa bile, artık normal, hatta normal-
den zayıf görünen biri, hâlâ şişman olduğunu ve zayıflama-
sı gerektiğini söylüyorsa bir daha düşünmeli. Hele bu kişi15-25 yaş arasındaysa, yeme düzeni bize garip geliyorsa dik-
katimiz artmalı.
Bu hastaların kendiliklerinden doktora gitmeleri nadir-
dir. Çoğu kez aşırı güç kaybı, bayılma gibi nedenlerle zor-
la getirilirler. Ayrıca adet kesilmesi, saç dökülmesi, bulan-
n, kıllanma gibi yakınmalar da olabilir. Ek olarak depres-
yon sık görülür. Hastaların doktora gitmeyi istememe ne-
deni hastalığı reddetmeleridir. Bu nedenle öncelikle iyi iliş-
ki kurup, bunun bir hastalık olduğunu anlatmak gerekir.
Beslenme bozukluğu nedeniyle hastanın diyeti düzenlen-
meli, gerekirse damardan beslenmesi sağlanmalıdır. Psiki-
yatrik tedaviye hemen başlanmalı, hastanın yanı sıra mut-
laka aile ve ilişkiler de değerlendirilmelidir.
Koruyabilir iniyiz?
Besin yetersizliğinden ölümün yanı sıra, intiharın da sık
görüldüğünü unutulmamalı. Doğru özdeşim modellerini
sunmak, diyet çılgınlığını biraz uzaktan izlemek, yaşamın
anlamı haline getirmemek hepimize düşüyor. Gençlere ‘şiş-
ko’ demek, onların bedensel görüntüleriyle dalga geçmek
ve benzeri davranışları yaparken bir kez daha düşünmekte
fayda var. Evde de aşırı rejime girmiş çocuğumuza karşı
dikkatli olurken, bir yandan da özenerek izlediğimiz ‘zayıf
dünyanın o kadar da cazip olmadığını hatırlamak gerek
herhalde.Son yıllarda gerek sağlık alanındaki buluşlar, gerek bes-
lenme koşullarının düzelmesi gibi nedenlerle insan ömrü
uzamış ve tüm dünyada yaşlı nüfus artmaya başlamıştır. Bu
nedenle yaşlılıkla oluşan hastalıkları ve durumları değer-
lendiren geriatri bilim dalı oluşturulmuştur. Yaşlılığa özgü
bedensel ve ruhsal hastalıkları değerlendirmeden önce yaş-
la birlikte değişen normal insan psikolojisini bilmek gere-
kir. Çevremizde yaşlı insanların artması, bizim toplumsal
yapımız nedeniyle yaşlıların çoğunlukla aile içinde bakılma-
ları nedeniyle onlan anlamak ve tanımak zorundayız.
Yapılan çalışmalarda yaşlılık döneminde akıl sağlığına
ilişkin diğer dönemlerden daha fazla sorun saptanamamış-tır. Hatta yaşlıların olumsuz emosyonel durumları gençler-
den daha iyi kontrol ettikleri görülmüştür.
Bilişsel değişiklikler
Bilişsel fonksiyonlar; sözel yetenekler, kelime zenginliği,
genel bilgi durumu, algılama ve psikomotor işlevleri içerir.
Görsel algılamada yaşlılıkla belirgin değişiklik olmaz. Dik-
kat fonksiyonu temel olarak iki grupta değerlendirilebilir.
İlk grup, dikkati tek bir yere yöneltmek ve bir uyaranı izle-
mektir ki yaşlılıkta bu fonksiyon değişmez. Ancak dikkati
bir uyarandan diğerine yöneltip, sonra tekrar öbür uyaranı
izlemek, yani aynı zamanda dikkati birkaç uyarana bölüştü-
rebilme yeteneği yaşla belirgin azalma gösterir.
Kelime hazinesinde azalma olmayıp, aksine özellikle eği-
timli yaşlılarda artma izlenirken, çalışmalar kendiliğinden
konuşmanın daha özensizleşmeye ve daha çok tekrar içer-
meye başladığını göstermiştir. Objelerin isimlerini hatırla-
mada ise bir miktar azalma gözlenebilir.
Öğrenme fonksiyonunun yaşlılıkta azaldığı bilinir. Te-
mel, kristalize zekâ bozulmazken, akıcı zekânın bozulduğu
görülmektedir.
Hafıza fonksiyonları yakın hafıza ve uzak hafıza olmak
üzere incelenir. Yaşlılıkta öğrenilen bilgileri depolama ve
yeniden hatırlamada bozulma belirgindir. Uzak hafıza sağ-
lam kaldığı halde, yakın hafızanın yaşla birlikte belirgin
azalması yaşlılıkta karşılaşılan şaşırtıcı durumlardandır.

İlan ID: Yok

Sorun bildir

İsteğiniz işlenirken, lütfen bekleyin....

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

Popular ilanlar